Skip to content

 

Basketbol ve 2300 Yıllık Basketbol Tarihi

Basketbolun doğuşu ile ilgili aynı kişiye ait birkaç farklı hikaye bulunuyor. Tüm hikayeler James A. Naismith’e ait ve onun spora olan tutkusunu gösteriyor. Kanada doğumlu Naismith, 1861 ve 1939 yılları arasında yaşamış ve hayatını spora adamış bir mucit. Montreal’de üniversite okurken Kanada futbolu, futbol ve jimnastik dallarında okuduğu okulu temsil ediyor ve başarı kazanıyor. Üniversite eğitimini tamamladıktan sonra Massachusetts’teki YMCA Uluslararası Eğitim Okulu’nda fizik eğitmeni olarak göreve başlıyor.

Bir Kabile Oyunu

Basketbol tarihi aslında Naismith ile değil, Maya Uygarlığı ile başlıyor. Meksika’nın güneyi, Honduras, Guatemala ve Belize’nin kuzeyinde kalan coğrafyada, M.Ö. 300 ile M.S. 1500 yılları arasında hüküm sürmüş Maya Uygarlığı’nın oynadığı bir oyuna dair kalıntılar bulunuyor. Bu oyunun adının Tlahiotenie olduğu da kalıntılardan edinilen bilgiler arasında. Bu oyun, bugünkü basketbol oyununu andırıyor. Bugünkü basketbolun en az 5 katı büyüklükte bir sahada oynanan oyunda, 4 metrelik mermer duvarlar üzerinde, yere dik yarım metre çapındaki çemberler yer alıyor. Maya medeniyeti kalıntıları arasında Tlahioteine potasına da rastlandığı için bu bilgilere de ulaşmak mümkün. Günümüzde, basketbol tarihçesi Maya Uygarlığı ile yaşıt olarak görülüyor.

Tlahioteine’den Sepet Topuna

Bir inanış, Naismith’in basketbolu Maya Uygarlığı zamanında oynanan bu oyundan esinlenerek bulduğu yönünde. Naismith, potayı yere dik değil, paralel konuma getirerek atılması daha kolay şekilde tekrar dizayn ediyor. Pota ve saha boyutlarını da modern insan boyutlarına göre küçültüyor ve saha içinde koşma, potaya zıplama gibi hareketlerin daha az yorucu olmasını sağlıyor.

Sepetlere Futbol Topu

James A. Naismith, futbol oyuncuları, kışın kondisyonlarını sürdürebilecekleri bir egzersiz arayışı içindeyken sporculara bir sepet içine futbol toplarını atmalarını söylüyor. Sepetlerin içine atılan toplar, zaman içinde İngilizce “sepet” ve “top” kelimelerine karşılık gelen “basket” ve “ball” birleşimi bir oyunun ortaya çıkması şeklinde evriliyor. Önce sepetin altı kapalıyken zaman içinde sepetin altı çıkartılıyor ve topların, sepetten geri alınması zahmeti ortadan kaldırılmış oluyor.

Basketbol Tarihinde Uygulanan İlk Kurallar

Basketbolun tarihsel öyküsü ne olursa olsun, günümüzde kitleleri peşinden sürükleyen önemli bir spor dalı olduğu bir gerçek. İlk basketbol takımları 7’şer kişiden oluşuyor, iki rakip takım arasında maç yapılıyor ve 15’er dakikalık 2 devre halinde oynanıyor (Bazı kaynaklarda ise 20’şer dakikalık 3 devre halinde oynandığı yazıyor). Basketbolun tarihi gelişimi içinde, çeşitli kurallar eklenerek ya da değiştirilerek ortaya çıkan ilk kurallar ise şöyle sıralanıyor:

  • Top, herhangi bir yöne doğru atılabiliyor ve atışlarda bir ya da iki el kullanılabiliyor.

  • Bir ya da iki elle tutulan top, atılırken herhangi bir yönde çarptırılabiliyor.

  • Oyuncu, elinde top ile koşamaz. Topu yakaladığı yerde durarak pas atması gerekiyor. Ancak oyuncu, iyi bir hızda koşuyorsa ve o anda topu yakaladıysa bu kural göz ardı edilebiliyor. (Bu kural, şimdiki steps’e benziyor)

  • Topu tutarken sadece eller kullanılabiliyor. Kol ile vücut arasına yerleştirilip oyuna böyle devam edilemez.

  • Oyuncu rakibe omuz atarsa, tutarsa, iterse ya da çarparsa yasaklı bir hareket yapmış oluyor. Bu hareketin ilk defa yapılması faul, tekrarında da oyuncunun, bir sonraki sayı atılana kadar oyundan çıkması gerekliliğini doğuruyor. Eğer oyuncu bilerek yaralamaya teşebbüs ettiyse oyundan atılıyor. Yerine başka bir oyuncu da alınmıyor.

  • Topa yumrukla vurmak da kural 3 ve 4’ün ihlali anlamına geliyor.

  • Takım, birbirini takip eden üç faul yaparsa rakip takıma bir sayı yazılıyor.

  • Top, saha içinden potaya atıldığında ve sepetten geçtiği zaman sayı oluyor. Top, sepetin kenarında kalır ve rakip topa dokunursa da sayı oluyor.

  • Saha sınırlarının dışına çıkan top, dışarıdan tekrar sahaya sokuluyor. İlk topa dokunan oyuncu oynamaya başlıyor. Anlaşmazlık olursa hakem topu sahaya sokuyor. Topu sahaya sokacak oyuncunun 5 saniye hakkı bulunuyor. Oyunu geciktiren oyuncu için faul kuralları uygulanıyor.

  • Art arda üç faul yapılıp yapılmadığını yardımcı hakem takip ediyor. Üç faul art arda yapılırsa hakeme bilgi veriliyor.

  • Hakem, topun ne zaman oyuna gireceğine, sınırlara ve topun hangi takıma ait olduğuna karar veriyor. Aynı zamanda süreyi tutmaktan da sorumlu tutuluyor. Sayıya karar veriyor ve atılan sayıların hesabını tutuyor.

  • En çok sayı atan taraf, kazanan ilan ediliyor. Beraberlik olursa kaptanların anlaşması ile başka bir sayı yapılıncaya kadar maç devam ediyor.

Basketbolun Tarihi Gelişimi

Basketbolun tarihçesi içinde profesyonel lig uygulaması ve maçların başlaması 1898 yılına denk geliyor. Amerika’da başlatılan bu lig içinde altı takım bulunuyor ve 1904 yılında sona erdiriliyor. 1946’da Basketball Association of Amerika (BAA) kuruluyor. 1949 yılında rakibi olan National Basketball League (NBL) ile birleşiyor ve günümüzün rekabet seviyesi en yüksek, en popüler ve en zengin ligi olan NBA, National Basketball Association kuruluyor. Basketbol, Avrupa’da hızla gelişiyor. İlk uluslararası maç, 1909 yılında St. Petersburg’da oynanıyor. Mayak Saint Petersburg, Amerikan takımı olan YMCA’i yeniyor. Avrupa’da çok sevilen bu spor dalı, büyük etkinliklere de sahne oluyor. İlk büyük Avrupa basketbol etkinliği, 1919 yılında Joinville-le-Pont, Fransa’da düzenleniyor. Bu etkinlikte ABD, İtalya ve Fransa’yı yeniyor. İtalya ve Fransa arasında yapılan maçta da İtalya kazanıyor. Böylelikle basketbol, Fransızlar ve İtalyanlar için popüler bir oyun haline geliyor. 1900’lü yıllarda, kadınlardan oluşan basketbol takımları da kuruluyor ve karşılaşmalar yapılmaya başlanıyor. 1932 yılında uluslararası bir kuruluş olan FIBA hayata geçiriliyor. Böylelikle kurallar standardize ediliyor ve tüm dünyada aynı kurallar uygulanmaya başlanıyor.

Türkiye ve Basketbolun Tarihçesi

Türkiye’de basketbolun tarihçesi kısaca çok hızlı gelişti, demek mümkün. İlk basketbol oyunu, 1904 yılında Robert Kolej’de oynanıyor. 1911 yılında ise Galatasaray Lisesi’nde, kuralları bilen ve oyuna hakim takımlar kuruluyor. İlk ciddi girişim, 1919 yılında oluşuyor ve ülkemizde basketbolun tarihi resmi anlamda başlamış oluyor. 1920’li yıllarda Türkiye’de basketbol sahalarının sayısı artmaya başlıyor. 1925 yılında İstanbul Basketbol Mıntıkası kuruluyor. 1927 yılında da ilk basketbol şampiyonası organize ediliyor. 1933 yılında, içinde Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe, İstanbulspor ve Hilal takımlarının olduğu ilk lig kuruluyor. 1934 yılında ligler, Spor Oyunları Federasyonu çatısı altına giriyor, 1959 yılında da Basketbol Federasyonu kuruluyor. Günümüze kadar süren karşılaşmalarda heyecanlı dakikalar, kimi zaman zaferle kimi zaman da yenilgiyle biten sonlarla tamamlanıyor. Ancak basketbol heyecanı, yeni nesillere de aynı şevk ve keyifle aktarılıyor. 2010 Dünya Şampiyonası İkinciliği, kulüpler seviyesinde kazanılan Avrupa şampiyonlukları ile basketbol, ülkemizde en çok sevilen spor dallarından birisi olarak haklı yerini uzun süre koruyacağa benziyor.